Aygün Özkapu – Şifa Kapusu

KADİM BİLGELİKTEN GÜNÜMÜZE ŞİFACILIK

 

İlahi Nurun Rehberliğinde Şifa

İnsanlık tarihi boyunca hastalık, dengesizlik ve acı yalnızca fiziksel bir sorun olarak değil, ruhsal ve enerjisel bir mesele olarak da görülmüştür. Modern tıp gelişmeden önce toplumlar, iyileşmeyi doğanın sunduğu imkânlarla, ruhsal uygulamalarla ve sezgisel bilgileriyle sağlamaya çalışmışlardır. Şifacılık, bu çabanın en eski ve evrensel yansımalarından biridir.

Kadim öğretilerde hastalıkların sadece fiziksel değil, ruhsal ve enerjisel bir boyutu olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle iyileşme süreci, yalnızca bedeni tedavi etmekten ibaret değildir; ruhu ve zihni de iyileştirmek gereklidir. Günümüzde hem geleneksel hem de modern şifa anlayışlarının kökleri, bu kadim bilgeliklere dayanır. Şifacılık, yalnızca bitkilerle, taşlarla ya da fiziksel yöntemlerle değil, insanın içsel gücü ve yaratıcıyla olan bağı üzerinden de bir iyileşme süreci tanımlar.

İnsanın Enerjisi ve Şifacılık

Birçok kadim öğretiye göre şifacılık insanın doğuştan sahip olduğu bir yetidir. İnsan, yaratılışı gereği ruhani bir varlıktır ve bedeninde, evrenin enerjisi ile bağlantılı bir güç taşır. Bu enerji farklı kültürlerde farklı isimlerle anılmıştır:

Çin tıbbında: “Chi” (yaşam enerjisi)

Hint felsefesinde: “Prana”

İslam ve tasavvufta: “Nur”

Şamanizmde: “Yaşam Gücü”

Görüldüğü üzere isimleri değişse bile tüm kültürler temelde aynı anlayışa sahiptir.

Bedenin enerjisi, sadece fiziksel sağlığı değil, ruhsal dengemizi ve duygusal iyilik halimizi de etkiler. Kadim bilgeliklerde hastalıkların çoğu, bedenin enerji akışındaki tıkanıklıklar ya da ruhun dengesizleşmesiyle açıklanır. Bu anlayışa göre gerçek şifa, yalnızca fiziksel tedaviyle değil, ruhun ve zihnin de iyileşmesiyle mümkündür.

Kadim Kültürlerde Şifacılık

Tarih boyunca farklı medeniyetler, ruhsal ve bedensel iyileşmeyi sağlamak için çeşitli yöntemler geliştirmiştir:

Antik Mısır’da; Rahip-hekimler, bitkisel ilaçlar ve ruhsal ritüellerle hastaları iyileştirmiştir.

Antik Yunan’da; Hippokrates, sağlık için bedensel ve ruhsal dengenin korunması gerektiğini savunmuştur.

Uzak Doğu Felsefelerinde; Akupunktur, Ayurveda, Reiki gibi tekniklerle, enerji akışını düzenleyerek iyileşme sağlanır.

Şamanizmde; Şamanlar, doğa ruhlarıyla bağlantıya geçerek hastalara ruhsal şifa sunmuştur.

Tüm bu öğretilerde ortak nokta, şifacının Tanrı’dan gelen enerjiyi aktaran bir kanal olduğu inancıdır.

İslam’da Şifacılık

İslam’da şifanın asıl kaynağı Allah’tır. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde, hem fiziksel hem de ruhsal şifanın önemli olduğu vurgulanmıştır. Peygamber Efendimiz, birçok hadisinde hem tıbbi hem de ruhsal şifayı teşvik etmiştir. Rukye, yani Kur’an ayetleri ve dualarla yapılan şifa uygulaması, İslam dünyasında yaygın bir şifa yöntemidir. Ayetler, bedenin ve ruhun dengesini sağlamak için okunur ve bu enerjiyle insanın içsel gücü desteklenir.

Tasavvufi öğretilerde ise bazı zatların Allah’ın izniyle insanlara şifa verdiği anlatılır. Evliya ve velilerin dualarıyla şifa dağıtması, İslam toplumlarında manevi şifacılığın bir göstergesidir. Bu anlayış, el verme geleneğiyle de ilişkilendirilir; bir mürşit, müridine ruhsal bilgiyi ve manevi gücü aktararak onun şifacı yönünü ortaya çıkarır.

Diğer İnanç Sistemleriyle Bağı

İsa Peygamber’in hastaları mucizevi şekilde iyileştirmesi, Tanrı’dan gelen bir şifa gücünün yansıması olarak kabul edilir. Hristiyanlar, Kiliselerde kutsal yağlarla mesh etmek gibi ritüellerle ruhsal iyileşmeyi amaçlar.

Yahudilikte, şifacılık dua ve Kabalistik uygulamalarla ilişkilidir. Eski metinlerde, ruhsal enerjiyi yönlendirme ve hastaları iyileştirme yöntemlerinden bahsedilir.

Uzak Doğu Felsefelerinde, enerji merkezleri (çakralar) üzerine yapılan çalışmalar, şifa sürecinin ruhsal ve fiziksel dengeyi sağlamakla mümkün olduğunu gösterir.

Şifa Kapusu Öğretisi

Şifa Kapusu; insanın Allah’tan gelen şifa nurunu bir kanal olarak aktarmasını ve onun vesilesiyle her türlü varlığa, olaya ve duyguya şifa ulaştırmasını sağlamayı amaçlar. Bu yönteme göre de şifa enerjisi maddeye değil, ilahi bir düzene bağlıdır; zamandan ve mekândan bağımsız olarak çalışır.

Görüldüğü üzere insanlık tarihi kadar eski olan şifacılık yalnızca bir dine veya bir medeniyete özgü bir kavram değildir. Tüm kadim geleneklerde ve dinlerde bir şekilde ruhsal şifa sistemleri bulunur. Bütün bu sistemler, şifanın yalnızca fiziksel olmadığını, ilahi bir kaynaktan geldiğini ve insanın özündeki gücü açığa çıkardığını vurgular.

El Verme Geleneği

Birçok kadim gelenekte “el verme” ritüeli, bilgeliğin ve şifa enerjisinin bir nesilden diğerine aktarılmasını temsil eder. Bu ritüel, kişinin ruhsal olgunluğunu ve şifacılık yeteneğini kazanması için bir usta ya da öğretmenden rehberlik almasını içerir. Şifacılık yalnızca bir teknik değil, aynı zamanda bir bilinç ve ruh hali gerektirdiğinden, el verme süreci kişinin enerjisel dönüşümünü de sağlar.

Tasavvufta bu anlayış, mürşidin müride el vermesi şeklinde görülür. Bir şeyh ya da mürşid, müridine hem ilmi hem de manevi bir enerji aktarımı yapar.

Reiki ve Uzak Doğu Öğretilerinde bu anlayış; inisiyasyon/uyumlama olarak bilinir. Örneğin Reiki ustaları, öğrencilerine enerji kanallarını açarak şifa yeteneğini ve reiki enerjisini aktarırlar.

Şamanizmde şifacılık yeteneği, genellikle bir ruhani rehber aracılığıyla nesilden nesile aktarılır. Bir şaman, öğrencisine şifa yöntemlerini öğretirken ona ruhsal güç de verir.

Bu gelenekler, şifacılığın yalnızca bilgiye dayalı bir uygulama olmadığını, aynı zamanda ruhsal bir olgunluk gerektirdiğini göstermektedir. El verme ritüeli, şifacının enerjisel ve ruhsal olarak olgunlaşmasını sağlayarak, şifacılık yolunun sürdürülebilir olmasını garanti altına alır.

Şifa Allah’tandır, İnsan Onun Aracıdır

Şifacılık, insanın özünde taşıdığı bir emanettir. Allah’ın yarattığı her varlık gibi insan da ruhsal ve fiziksel enerjilerle donatılmıştır. Şifa verenin yalnızca Allah olduğu unutulmamakla birlikte, insanın da bir vesile olabileceği açıktır.

Tarih boyunca farklı coğrafyalarda ve kültürlerde şifa yöntemleri değişmiş, çeşitli isimlerle anılmış ve zamanla farklı yönlere evrilmiştir. Ancak temelde hepsi aynı kaynaktan beslenmiş, insanın ruhsal ve fiziksel dengesini sağlamak için geliştirilmiştir. Antik Mısır’dan Uzak Doğu’ya, Tasavvuf’tan Şamanizme kadar tüm öğretiler, şifanın yalnızca bedeni değil, ruhu da iyileştirmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Gerek tasavvufta gerek diğer kadim geleneklerde, şifacılık Allah’ın nurunu yansıtma, insanlara hizmet etme ve dualarla, enerjilerle iyileştirme sanatıdır. İnsan, kalbini saf tuttuğunda, niyetini hayra adadığında ve Allah’a teslim olduğunda şifa gücünü kullanabilir.

Kadim bilgelikten günümüze kadar uzanan bu ruhsal miras, bizlere şifanın sadece beden için değil, ruh ve kalp için de gerekli olduğunu hatırlatır. Gerçek şifa, kalbin huzur bulması ve Allah’ın nuruyla aydınlanmasıdır.

Şifa Kapusu hakkında daha fazla bilgi almak ve eğitimden faydalanmak için bizimle iletişime geçin!

https://sifakapusu.com/iletisim/

https://sifakapusu.com/etkinlik-takvimi/

 

6 yanıt

  1. Muhteşem bir anlatım sevgili Aygün hocam 🙏🥰.. iyiki yollarimiz kesişmiş…. Mutlak benim hocam olmanız bir sebep 🙏.. iyiki varsınız..
    Verdiğiniz bilgiler sevgiyle güzellikle yol buluyor..
    Sonsuz sevgiyle.. İyiki… Şifa yollarımız sonsuz ve daim olsun.. ❤️🥰🧿

  2. Şifacı olabilme yolunda rehberliginiz bizim için çok değerli, aldığımız eğitimlerle dönüşüm sürecimiz ,anlatılmaz yaşanır.
    Ne söylesem eksik kalacak…
    Akademiye katılan arkadaşlarla cok guzel bir aile kurdunuz, sevgiyle hep desteklediniz…İyi ki varsınız, şifanız, ışığınız,daim olsun🙏

  3. Egerki hayatınızda bir arayış bir degişim ve içinden çıkmak istediklerinizden kurtulmak isteyip de ve yolunuz buraya geldiyse! ben kendi kalbimce bildigimle, gördüğümle en dogru ilim noktasındasınız. Benim kendi kalıbım kimine dogru kimine yanlış ama temeli saglam olanın ileriside kolay olur ve benim aldıgım ilk ve tek egitim Şifa kapusu. Şükür ki rabbime her zaman beni olmam gereken noktaya, insiyatifsiz içine atar. Şifa Kapusu aileside benim ilk gözbebegimdir☺️. Tekrar tekrar iyi ki . Sevgiler.

  4. Değerli Aygün Hocam,
    bu dünyaya geldiğimiz andan itibaren, hepimiz bir yolculuğun başındayız.
    Başta tecrübesiz oluşumuz ve kendi içinde barındırdığımız güvensizliğimiz yüzünden başka insanların bizim için seçtikleri yolları tekrar tekrar deneyimleyerek, kendi yolumuzu bulma girişimine cesaretlendiğimiz vakit, her taş yerine oturmaya başlıyor. Neden yaşadığımızı, neden bize yaşatıldığını, neden bu yollardan geçmemiz gerektiği konusunda teslimiyete geçtiğimizde olaylara bakış açımız tek yönlü değil, çok yönlü ve yargısız bir boyut almaya başlıyor. Farkındalığımız ve kabule geçişimiz bizi şifalandırıyor. Öncelikle bu saydıklarımı daha net görebilme ve başka insanlara dokunabilme adına sizden almış olduğum tüm eğitimler için minnettarım. İlginize, ilminize, özverinize ve Akademi olarak bizi bir çatı altında topladığınız için de canı gönülden teşekkür ederim. 🥰🙌💫🦋

  5. Değerli Aygün hocam, Şifa Kapusu ile sizden gelen şifacı aktarımı almak benim için çok kıymetli. Doğru bir seçim yapmışım, aynı zamanda seçilmiş olmak da ayrıca onur verici. Şifanın kaynağı ve gelişimi ile aktardığınız bilgi yolculuğu keyifliydi. Teşekkürler hocam. Saygı ve sevgilerimle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

× Whatsapp